31 Aralık 2007 Pazartesi

sen yine olduğun gibi kal

Çok yoruluyoruz, çok boğuluyoruz bazen bu şehirde, bazen de sıkılıyoruz. Ama bazı günler oluyor bazı zamanlar, şehri de daha başka seviyorsunuz, denizini de, soğuk esen rüzgarını da.

Bebekte gece bankta otururken önce titriyorsunuz, sonra geçiyor. Hava aynı soğuklukta olsa da bir daha üşümeyeceğinizi biliyorsunuz.

O an sizi sohbetiyle, sıcaklığıyla, gülüşüyle canlı tutan, kendinize getirene teşekkür etmek istiyorsunuz.

Teşekkürler..

17 Aralık 2007 Pazartesi

Biraz da William Adama'dan konuşalım


Yaz aylarından bu yana benim için uzaktan uzağa efsaneye dönüşen Battlestar Galactica dizisinin peşindeydim. Evin ordaki dvdciye aylarca her gün geldi mi dvd'lerim diye sordum. Üç sezonu birden istiyordum çünkü..


Geçen ay başı geldi ve beklediğimden de iyi, tek kelimeyle inanılmaz çıktı. Gerçeklik duygumu kaybettim bu diziden sonra, bir dizi bu kadar iyi olamazdı. Her bölümü her anı dolu dolu.. Ya cidden niyetim diziyi anlatmak değil, güzelliği bozulur her cümlemde.. Ben sadece Battlestar Galactica dizisinin amirali William ( Bill ) Adamanın bazı sözlerini yazacağım.. Olur da bir gün izlerseniz hatırlarsınız ve o anlara daha dikkatli bakarsınız.. Unutulmaması gerekenleri yazmak da benim görevim bir yönden..


emeklilik konuşmasından. hazırladığı klişe konuşma yerine teması bu laf olan efsane bir konuşma yapmıştır. dizinin tüm özeti 25 snde verilir :


"but we never answered the question "why?" why are we as a people worth saving? we still commit murder because of greed and spite and jealousy, and we still visit all of our sins upon our children. we refuse to accept the responsibility for anything we've done, like we did with the cylons. we decided to play god, create life. when that life turned against us, we comforted ourselves in the knowledge that it really wasn't our fault, not really. you cannot play god and then wash your hands of the things that you've created. sooner or later, the day comes when you can't hide from the things that you've done anymore."


Eski düşman yeni dostun sorusu şu şekilde cevaplanır :


sharon agathon: how do you know? i mean, how do you really know that you can trust me?

william adama : i don't. that's what trust is.


başka bir konuşmada bütün ekibine şu şekilde seslenmiştir :


"it's interesting. betrayal has such a powerful grip on the mind. it's almost like a python. it can squeeze out all other thought. suffocate all other emotion until everything is dead except for the rage. i'm not talking about anger. i'm talking about rage. i can feel it. right here. like it's gonna burst. feel like i wanna scream. right now, matter of fact."


oğluna bir keresinde şöyle bir ayar vermiştir :


william adama : every man has to decide for themselves which side they are on.

lee adama: i didn't know we were picking sides.

(walks off)william adama: that's why you haven't picked one yet.


ama başka bir konuşmada rütbe farkını bir kenara bırakıp baba-oğul gibi konuşmuştur :


lee adama: you know, sometimes it feels like the whole ship thinks starbuck would do better.

william adama: i don't.

lee adama: how can you be so sure?

william adama: 'cause you're my son. get some rest, you're gonna need it.


ben bu adamdan, bu dizi karakterinden, hatta ilk defa bir dizi karakterinden bu kadar çok şey öğrendim.. Hepimiz öğreniyoruz ayakta durmayı, ama bill adama gerçek olmasan da cidden katkıda bulunuyorsun. Nasıl adamsın anlamadım ki..


15 Aralık 2007 Cumartesi

erkeğini isteyen gelir alır

Senelerden kaç bilmiyorum ama okul yılları 2. ya da 3. sınıftayız bi cafede sevgili kankilerim fatma nur ve melikeyle iki çiçek bir böcek oturuyoruz..

Kızlar dertliler ikisinin de o dönem yakınlaştığı ama bir türlü olamayan birileri var, çocuklar işin adını koymadığı için rahatsızlar, serzenişteler.. Bi süre dinledim ama yok olcak gibi diil beynim şişecek.. Tek bir cümleyle kesip attım, ki bu cümle sonraları bi efsaneye dönüştü:
"Erkeğini isteyen gelir alır"
Yani vıdı vıdı yapacağınıza gidin çocukları kolundan tutun getirin, devir değişti..
Derken konu bana geldi, o sıralara facebook ağzıyla it's complicated denebilecek bir ilişki halim vardı bi kızla ama olamıyorduk bi türlü, ne oldu dediler, olmadı dedim, aaa üzüldük
hoşlanıyordun dediler, bilmiyorum dedim ve ikinci bombayı patlattım..

"Bir kız benden hoşlanmadıysa aslında ben ondan cidden hoşlanmamışım demektir"

Megaloman olduğumu çoğunuz biliyorsunuz..Benden beklenecek bi cevaptı..Derken bu yaz bu sözlerime bir yenisini ekledim..

"Yazın Deniz Çevik'le takılacak kızın ajandası olmalı"

Yani yaz aylarinda her gün başka bir gezmede olan benimle takılacak kız misal bir hafta önceden çarşamba 7 11 arasında müsaitsem ona göre ayarlamalı kendini, cumartesi havuza gideceksek cumadan manikürünü pedikürünü halletmeli programlamalı kendisini vs vs.. Ama çektiği eziyete değecektir çünkü ben kadınımı yaşatırım :)

Bir de bu sözlerimin yanında beğendiğim kız modeline uyan ve gerek fatma nurla gerekse burcuyla kısaca cücük olarak adlandırdığımız kızlar için ürettiğim önemli deyişler var.. Öncelikle cücük nedir kime denir bunu açıklama istiyorum..

Cücük: Deniz Çevik tarafından fiziksel olarak güzel bulunan, boyları 158 ile 167 cm arasinda değişen, ekseriyetle beyaz tenli düz saçlı hokka burunlu küçük çeneli ve derin bakışlı, minyon olarak tarif edebileceğimiz, yine ekseriyetle güzel gülüşlere sahip olan ne zayıf ne de şişman orta karar kızlara cücük diyoruz.

Bi de sevgili kankim Burcu'nun sevdiği erkek türü olan bizim patates olarak nitelendirdiğimiz bir tanım daha var ki bazı cücük sözleri patateslerle birlikte anılır. Patates de genellikle tombul yanaklara sahip uzun iri kirli sakallı, kızılımsı ya da beyaz tenli erkeklere denir ama kocaman yanak şarttır hatta yüzün önemli kısmını kapsar ama adam şişman da olmamalıdır..
Gelelim sözlere :

"Havada cücük kokusu var"

"Cücükler burada patatesler nerede"


"Cücük mevsimi"

"Cücüğümü yedim bekliyorum"

"Cücük olunmaz cücük doğulur"

"Cücüksüz kaldım duvarlar içinde, elimden çekip aldığın cücük nerde"

Bu sözler üzerine geçen gün geyik çevirdiğim Miray da bir sözle repartuarımı genişletti "Masaj için soyunurum", cidden kopardı beni, benzerlerini geliştirmye niyetliyim..Yeni quote formatlarına açığım sevgili arkadaşlar :)

1 Aralık 2007 Cumartesi

siluet

gecenin bir yarısı..
daha doğrusu akşamın sonları..
sokağında..
eskiden senin de uğradığın..

neden orada olduğun..
önemli değil artık..
aynı şarkılardaki..
tıpkı filmlerdeki gibi..
silueti görürsün karşı kaldırımda..

o bir yerden çıkmıştır..
sen bir yerden..
siluete bakmazsın..
hissedersin yan gözle..

adımların hızlanır..
çocuk gibi zıplarsın uzaklaşmak için..
o da seni fark eder..
ama tanımak için daha dikkatli bakar..
sense çevirmezsin bakışlarını..
gitme/lerde olan sensindir çünkü..
gitmen gereklidir..

en güzeli..
sadece siluet olduğu için..
bilemezsin seni hızlandıranın o mu olduğunu?

derken zamanla..
her yabancı bir yanılsamaya..
her yanılsama bir yabancıya..
dönüşür..